Özet: Yirminci ve yirmi birinci yüzyıl, bilim dünyasında birçok gelişmenin oluşmasında önemli bir yere sahiptir. Özellikle bilimler arası çalışmaların oldukça yoğun bir şekilde üzerinde durulduğu dönemdir. Bu noktadan hareketle, insanın gen haritasının çıkarıldığı şu günlerde, birçok bilimle ilişkisi olan müzik alanında da oldukça ilginç, bir o kadar da heyecan verici gelişmeler yaşanmaktadır. Bu çalışmalar içinde özellikle gen müziği, çok özel ve önemli bir yer teşkil etmektedir. Bilim insanları, günümüzde insan bütün gen zincirini ve binlerce genin konumlarını haritalandırdı. Bu bağlamda, yaşamın bu genetik kodunu haritalandırmak, insanlık tarihinde bir mihenk taşıdır.
Giriş
Bazı bilim insanları, insandaki müzik duygusunun, iki ayak üzerinde yürümek ya da konuşmak gibi evrim sonucu gelişen ve kuşaklar boyu aktarı lan bir özellik olduğunu iddia ediyor. Amerikalı müzik profesörü David Huron ve ekibi, müziğin biyolojik kökenli olup olmadığını araştırıyorlar. “Müzik Geni”nin binlerce yıl önce evrimle oluştuğu ve insanoğluna özgü olduğu düşünülüyor. Bu olguları destekleyen bazı olgular var; öncelikle dünyanın her yerinde müzik var. Yeryüzündeki her kültürde müzik mevcut, buna paralel olarak şarkı mırıldanmayan, müzik dinlemeyen insan bulmak olanaksız… Müzik insanlık tarihi kadar eski… (http://dosyalar.hurriyet.com.tr/genetik/gen19tem.htm)
Bir insanın trilyonlarca hücresinin her bir çekirdeğinde deoxribonuckleik asit (DNA) içeren genler ve kromozom diye adlandırılan yapıların içinde organize olmuş protein molekülleri bulunur. (CLARK, Mary Anne., “Genetic Music” ,http:// www.dnamusiccentral.com) DNA her canlıyı tanımlayan bir Mammoth Ansiklopedisi gibidir. İngilizce yazılmış bir ansiklopedi 26 harfi tekrar tekrar kullanırken veya bir ansiklopedi için makine dilinde yazılmış bir bilgisayar programı sadece iki karakteri tekrar tekrar kullanırken, DNA ise hayatın ansiklopedisi için 4 harfi kullanır.( CLARK, Mary Anne., A.g.e.)
- İngilizce : ABCDEFGHIJKLMNOPQRSTUWXYZ
- Makine : 01
- DNA : ATCG
İngilizce yazılmış bir ansiklopedide otuz milyon harf olabilir, insan olmanın ansiklopedisinde ise yaklaşık 3 milyar harf bulunmaktadır. Çözülüp birbirlerine bağlandığında DNA zincirlerinin iplikleri beş fitten (yaklaşık 1,5 metre) daha uzun olur. Eğer bir insan vücudundaki DNA’ların tümü bir iplik olarak birbirine bağlansaydı 8000 kere aya kadar uzar ve geri gelirdi.
Her bir organizma için, DNA’nın bu incecik iplik bileşenleri basit bir bakteriden karmaşık bir insan DNA’sına kadar, bir yaşamı inşa etmek ve sürdürmek için gerekli bilgiyi kodlar. DNA’nın bu görevi nasıl gerçekleştirdiğini anlamak için DNA’nın yapısı ile ilgili bazı bilgileri incelemek gerekir.
DNA molekülü her bir kenarı bazlar şeker ve fosfat molekülleri ile azotlu bazlardan oluşan basamakları olan çift sarmal(helix) içerir. Her bir iplik, bir şeker, bir fosfat ve nitrojen bazından olu şmuş nukleotid denilen benzer birimleri tekrarlayan doğrusal bir düzenlemedir. ( CLARK, Mary Anne., A.g.e.)
DNA’da dört farklı baz temsil edilir: Adenin (A), Timin(T), Guanin(G) ve Sitozin(C). Bu şekilde düzenlenmiş bazların özel sıralanışı DNA şifresi olarak adlandırılır. (FORD, Wayne., http://www. onlineathens. Com / stories / 030503/tec_20030305006.shtml) Aşağıda DNA’nın helix (sarmal) yapısı görülmektedir.
DNA’nın çiftli sarmalı, baz çiftleri oluşturarak her bir iplikteki bazların arasında bulunan zayıf örgülerle bir arada tutulur. Genin boyutları genellikle bu baz çiftlerinin toplam sayısı olarak belirtilir. Böylece insan genlerinin toplamı yaklaşık olarak 3 milyar baz çifti içerir.
(CLARK, Mary Anne., A.g.e.)
İnsan genomundaki 3 milyar baz çifti 24 bölgede düzenlenmiştir. Fiziksel olarak ayrılmış mikroskobik birimler kromozomlar olarak adlandırılır. Bütün genler kromozomlar boyunca doğrusal olarak yerleştirilmiştir. İnsan hücrelerinin bir çoğunun çekirdeği iki kromozom kümesi içerir. Her bir küme 23 kromozoma sahiptir. (22 otozom: “somatik(otozomal) kromozomlar” ve bir X veya bir Y cinsiyet kromozomu) Kromozomlar yaklaşık olarak eşit bölümlerde protein ve DNA içerir. Kromozomsal DNA ortalama 150 milyon baz içerir. Aşağıda kromozomların doğrusal olarak yerleştirildiği şekil görülmektedir.
DNA‘nın ve proteinlerin müziksel tercümesi, sadece müzik olarak değil, aynı zamanda genetik sıralama üzerine çalışmanın alternatif bir biçimi olarak da ilginçtir.
Müzik notaların sadece doğrusal bir sıralaması değildir. Akıllarımız bundan daha yüksek bir seviyede müzik parçaları görür. Notaları cümlelere, cümleleri melodilere, melodileri hareketlere ve hareketleri tüm bir parçaya dönüştürür.
(GENA, Peter., “DNA music for genessis” http://www.artic.edu/~pgena/genexs.html)
21. yüzyılın yeni müzik türü olan DNA müziği sadece yaratıcı bir kompozisyon içermez, aynı zamanda varlığımızın özünü de içerir. Kromozomların tabanını oluşturan Adenine(A), Thymine(T), Guanine(G) ve Cytosine(C) haritalarından türetilen DNA müziği hayretlere düşürecek kadar da mükemmel müzikal sonuçlar vermektedir. (http://www. artic. Edu / ~ pgena / dihydtest.html)
DNA müziği, GENA, Peter’in, “DNA music for genessis” http://www.artic.edu/~pgena/genexs.html internet adresinden dinlenebilir. Aşağıda A,G,T,C kromozom haritalarından örnek bir tablo verilmiştir.
Tablo 1. A,G,T,C Kromozom Haritalarından Örnek Bir Tablo
İnsan, kromozom yapısından gelen yapılara bağlı olarak, düzenlemede kullanılmak üzere bir takım motifler tanımlar. Besteci, bu motifleri kullanarak ve bu motiflerde varyasyonlar yaratarak eş zamanlı çalınacak yeni motifler oluşturur. Her yeni motif ekleme sırasında kulağa danışılarak onay alınır. Kulak, armonik bileşenlerden memnun olmaması durumunda, motif parçadan çıkarılır.
Kromozom Yapısı
Kromozomların tabanını oluşturan adenine, thymine, guanine ve cytosine yapılarının her biri iki yarım oktavlık aralığa denk bilgi taşır. “Herbir kromozom bileşeni 12 bit uzunluğunda, eş zamanlı değişebilen bir yarı msesler takımıdır” . Dolayısıyla, her iki bitişik kromozom, dolaylı bir geçişi belirtir. (http://www.gurayim.com/muzik/muzik2.htm)
Kromozomlardaki bu dizilim, kullanılan enstrümanın ses frekansındaki alçalma ve yükselme açılarını temsil eder. Başka bir deyişle; “ses aralıklarını belirlerler”. (http:// www. gurayim. Com / muzik / muzik2.htm)
Bir oktav, 12 sesten oluştuğuna göre; (Do Majör gamına göre)
notaların her birini sayılarla derecelendirdiğimizde her notaya karşı bir sayı gelecektir.
Ancak, müzik, tek oktav içerisinde zayıf düşer. Buna engel olmak için Kulak sekizinci notaya gelindiğinde alçalma-yükselme açısı birleşmelerini kontrol eder. Her sekizinci nota çalınışı sırasında, kulak tarafından, sekizinci notanın her ses ile uyumu değerlendirilir, karşıt ya da destekler şekilde dikkate alınır. Dik bir alçalma-yükselme açısı birleşimi bir tamsayı tarafından temsil edilir. 12 tondan oluşan oktavda herbir notanın bir bit’lik bölümü , bu tamsayının ilk 12 bit’ine uyar. Bundan dolayı, herhangi bir geçiş kararını vermek çok kolay olacaktır. 1’den 12’ye alçalma ve yükselme açılarının herhangi bir değeri, aralık sınıflarına (interval classes) benzer olarak değişecektir.
“Herbir kromozom bileşeni 12 bit uzunluğunda, eş zamanlı değişebilen bir yarım sesler takımıdır” demiştik. Dolayısıyla, her iki bitişik kromozom bileşeni, dolaylı bir geçişi belirtir. İki birleşme arasında benzer bir aralık sınıfı (interval class) vardır ve bu da alçaltma-yükseltme açısı birleşimi veya geçişin bütün 12 aralık içerisinde yer değiştirmeleri her iki yapı için de aynı zamanda geçerlidir. Örneğin, iki bitişik kromozom bileşeni var ise aşağıdaki gibi uygun bir armonik geçi ş olduğunda, bu ikisi aynı zamanda dikkate alınır. (http://algoart.com)
Eğer kromozom, müziğin küçük bir parçasında uygun bir geçiş şekli bulursa kulak tarafından kabul edilir. (http:// www. gurayim. Com / muzik / muzik2.htm)
Sonuç ve Öneriler
Müzik her kültürde var olan bir olgu olarak karşımıza yaşamın her alanında çıkmaktadır. Müzik bilimi de diğer bilimler gibi her zaman insanlığın hizmetinde olacaktır. Son günler de yapılan “gen müziği” gibi çalışmalarda müziğin genetik, matematiksel, felsefik hatta biyolojik yönlerinin olduğunun bir ispatıdır. Bu noktadan hareketle, herkesin alanı ile ilgili araştırmaya ve beraberinde müziği geliştirmeye yönelik çalışmalar yapması gerekmektedir. Bu da diğer bilim dalları ile dayanışma içinde yapılmalıdır. Çünkü, nasıl insanlar arasında etkileşimler var ise, disiplinler arasında da ilginç, aynı zamanda bir o kadar da hayranlık uyandırıcı etkileşimler tespit edilmektedir.
Serhat YENER
Kaynakça
Clark, Mary Anne., “Genetic Music” ,http:// www.dnamusiccentral.com., Erişim Tarihi: 04.05.2004
Ford, Wayne., http:// www. onlineathens. com/stories / 030503 / tec_ 20030305006.shtml
Gena, Peter., “DNA music for genessis” http://www.artic.edu/~pgena/genexs.html
http://dosyalar.hurriyet.com.tr/genetik/gen19tem.htm
http://www.gurayim.com/muzik/muzik2.htm