Ludwig van Beethoven ve Türk Müziği

Ludwig van Beethoven ve Türk MüziğiBeethoven 1811 yılında yazdığı op. 113 ‘Atina Harabeleri’ (Die Ruinen von Athen) adlı sahne yapıtındaki ‘Derviş Korosu’nu bestelerken beste-i kadim dügah Mevlevi Ayini’nden esinlenmiş. Tabii bunu küçük bir esinlenme öyküsü olarak değil de Beethoven’ın Türk müziği hakkında genelde varsayılandan çok daha fazla bilgisi olduğu gerçeğiyle ele alırsak her şey daha anlamlı oluyor. Hem böylelikle soprano ve müzikolog Çimen Seymen’in ‘Müsenna’sını, Jordi Savall’ın ‘İstanbul’unu daha doğru biçimlerde yorumlayabiliriz. Yani diyoruz ki; Avrupa ve Türk müziklerinin yüzleri birbirine dönüktür ve birbirine gülümseyerek bakan iki yüzdür onlarınki.

Beethoven “Derviş Korosu”nu bestelerken  Fransız tüccar Jean Antoine du Loir’ın İstanbul’da dinleyip 1654’te Paris’te yayımladığı notalardan yararlanmış. Ve ‘Atina Harabeleri’ bugüne kadar bir bölümü dışında Türkiye’de hiç sahnelenmediği için durum kimsenin dikkatini çekmemiş. Oysa ki ele geçen bulgular ışığında ‘Derviş Korosu’nu, uluslararası sanat müziğinde varlığını sürdüren Mevlevi müziği etkilerinin, ilk örneği olarak kabul etmemiz gerekiyor. Üstelik Beethoven’ın Türk müziğine 1808’de başlayan ilgisi, bestelediği Türk özelliklerine sahip eserlerle ölümüne kadar gelişerek devam etmiş. Yazdığı birkaç Türk Marşı‘nın da ötesinde, en son ve en büyük eseri kabul edilen 9. Senfoni’nin son bölümüne, mehter müziğinin özelliklerini yansıtan bir ‘Türk Müziği’ bile eklemiştir.

200 yıldır bilinmeyen konu

Ludwig van Beethoven ve Türk Müziği 2Beethoven’ın Türk Müziğine ilgi duyduğu ve etkilendiği kabul edilir bir gerçek olsa da bu derecede bir etki neredeyse 200 yıldır bilinmeyen bir konuydu. Çünkü Beethoven’ın Mevlevi müziğinden nasıl etkilendiği konusunda bugüne dek değişik görüşler öne sürülmüş. Örneğin müzikteki şarkiyatçılığın babalarından Saint-Saens, 1872’de Kahire’de bir Mevlevi ayini dinledikten sonra yazdığı bir mektupta Beethoven’ın ‘Derviş Korosu’nu dahice bir sezgiyle düşünüp bulmasının olanaksız olduğunu belirtirken Ahmet Adnan Saygun bundan 50 yıl sonra “Beethoven ‘Mevleviler Korosu’nda sanki, sezişi ile Türk dünyasına nüfuz etmiştir” diye yazmış. Lawrence Kramer, Nicholas Mathew ve Eric Rice gibi müzikologlar ise bu yapıtın Avrupa sanat müziği ilkelerine ve besteleme tekniklerine asla uymayan niteliklerine dikkat çekmiştir.

Sorulması gereken önemli sorulardan biri Beethoven’ın Du Loir’ın kitabını nasıl bulduğu. Kesin yanıtı yok. Beethoven bunu Goethe’den, Kotzebue’den ya da başka bir şekilde elde etmiş olabilir. İki yapıtın yazılış tarihleri arasında 160 yıla yakın bir zaman var. Bu da Türk müziğinin doruk noktaya ulaştığı bir dönemde ilahinin Avrupa’da Beethoven’ın eline geçmesi için yeterli bir süre. Demek oluyor ki; ‘Derviş Korosu’nun taşıdığı özelliklerle yetinmeyen Beethoven bunu geliştirmek için Du Loir’ın mektuplarını, yani Mevlevi müziğiyle ilgili gözlemlerini okumuş olmalı. Hatta parçada kastanyetlere yer verme fikri de büyük olasılıkla Du Loir’dan kaynaklanıyor. Nitekim Du Loir mektuplarının birinde kastanyete benzeyen çalparadan söz etmiş ve kadınların raksını betimlerken çalpara çalındığını da belirtmiş. Aynı şekilde Beethoven da ‘Derviş Korosu’nu bestelerken kastanyetlerden başka bir vurmalı çalgı istememiş fakat ‘Türk müziği’ olarak nitelenen diğer yapıtlarının çalgılamasında hiçbir zaman kastanyetleri kullanmamış.

‘Derviş Korosu’nun hızı

Ludwig van Beethoven conducting with baton - by Katzaroff . German composer 17 December 1770- 26 March 1827Peki bu çalışmanın günümüz performans pratiğine nasıl bir etkisi ya da katkısı olacak? Beethoven, coşkulu bir ritim için parçanın temposunu ‘canlı, hızlı ancak çok çabuk değil’ olarak belirlemiş. Bu, metronom değeri olarak dakikada 120-168 vuruş anlamına geliyor. Bundan ötürü ‘Derviş Korosu’ kimi zaman hızlı kimi zaman da daha az hızlı yorumlanmış şimdiye kadar. Parçanın değişik kayıtları da zaten birbirinden çok farklı seslendirilmiş. Hatta bazı orkestra şefleri parçayı bir marş havasında yorumlamakta bile sakınca görmemiş. Her şefin elbette kendine has bir yorumu olacaktır ancak elimizdeki çalışma dakikada 120 vuruştan daha hızlı seslendirilmemesi gerektiği sonucunu ortaya koyuyor…

Prof. Feza Tansuğ


Karnaval’da Arayın

ınstagram’da Karnaval