Niccolo Paganini’nin Hayatı

 

Niccolò Paganini

paganini ile ilgili görsel sonucu

İtalyan keman virtüözü, besteci ve gitarist olan Paganini, tarihin en ünlü keman virtüözlerinden biri olarak tanınmaktadır. Günümüz keman tekniğine büyük ölçüde katkıda bulunmuş, keman, gitar ve oda müziği için birçok eser yazmıştır. Geliştirdiği tekniklerle, alışılmışın dışında yeteneği ve karakteri ile, hem keman tarihinin en ünlü virtüözü olmuş, hem de sanatın bir unsuru olarak virtüözlüğün öneminin diğer romantik besteciler tarafından fark edilmesini sağlamıştır. Paganini’nin farklı kemik yapısı, ilginç ve orantısız denebilecek fiziği, elinin hareket hızı ve o dönem kendisini muayene eden doktorların iskelet sistemi hakkındaki bulguları ele alındığında sanatçının, “Marfan Sendromu” adı verilen, genetik ve bağ dokusunu etkileyen bir hastalığa sahip olduğu anlaşılmaktadır. Teknik açıdan sol tel üzerine 3.5 oktav çalabilecek ölçüde virtüözite sergileyebilmesi, eklemlerin aşırı hareketliliği ve bağların gevşekliğiyle açıklanabilir. Paganini’nin bu hastalığı kendisi için bir avantaja dönüşmüş ve onu çok ileri bir seviyeye ulaştırmıştır.

Müziğe İlk Adımlar

Niccolo Paganini, 27 Ekim 1782’de İtalya’nın Cenova kentinde yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Babası Antonio Paganini, annesi Teresa Paganini‘dir. Amatör bir müzisyen olan ve ticaretle uğraşan babası Antonio, Paganini’ye beş yaşındayken mandolin çalmayı öğretmiştir. Yedi yaşında keman çalmaya başlayan Paganini, sekiz yaşına geldiğinde ilk bestelerini yapmaya başlamıştır. Küçük yaşına rağmen çok hızlı ilerleme gösterdiğini gören babası Paganini’yi profesyonel ellere teslim etmek gerektiğine karar vermiştir. Paganini, tiyatro orkestrasında kemancılık yapan Giovanni Servetto ile profesyonel keman eğitimine başlamış, iki yıl sonra ise sıra dışı tarzı sayesinde yaşadığı yerde yavaş yavaş ünlenmeye başlayan Paganini, o zamanlar Cenova’nın en iyi kemancısı olarak tanınan Costa’dan ders almaya başlamıştır. Yaklaşık altı ay devam eden bu derslerde Costa, Paganini’yi farklı yay çekiş alışkanlığından vazgeçirememiştir. Paganini’nin kendine has tarzı, çok küçük yaşlarda ortaya çıkmaya başlamıştır.

Napolyon ordularının İtalya’yı 1790 sonunda işgal etmesi ve Cenova’yı ele
geçirmesi ve sonrasında da İngiliz birliklerinin limanı kapatmasıyla birlikte işsiz kalan Antonio Paganini, Livorna’daki limanlarda çalışmak üzere, oğlunu da yanına alarak evinden ayrılmıştır. Paganini eğitim giderlerini ve yol masraflarını çıkartmak amacıyla kendi için ilk konserini 1795 yılında vermiştir.

İlk Beste Çalışmaları ve Konserler

Costa’dan sonra Paganini, Allesandro Rolla ile keman, Gaspare Ghiretti ile kompozisyon derslerine devam etmiş, bu sırada 24 füg bestelemiş ve bunların enstrümantasyonu için olağanüstü bir işçilikle çalışmıştır. Çeşitli çalgılar hakkında bilgisinin artması, Paganini’yi ileri bir düzeye getirmiştir. Paganini 1796 yılının sonunda Cenova’ya döndüğünde, artık başarılı bir besteci olmuştur.
Paganini, 1797’de Parma’dan ayrılmış ve babasıyla ilk profesyonel turnesine
çıkmıştır. Lombardi bölgesindeki tüm kentlerde verdiği konserlerle ün yapmıştır. Cenova’ya döndüğünde, on dört yaşına gelmiş ve ilk keman konçertosunu yazmıştır. Esere o denli güç pasajlar ve yeni teknik gerektiren solo bölümler koymuştur ki, kendisi bile bu bölümleri çalışmak zorunda kalmıştır. Paganini o güne kadar durmaksızın geçen çalışma döneminden sonra artık kendi başına buyruk olmaya karar vermiş, Lucca’daki yıllık St. Martin Müzik Festivali’ne katılmak üzere babasından izin istemiştir. Bu festivalde kazandığı başarıdan sonra gezisini Pisa ve öteki kentlere kadar uzatmıştır. Yaptığı bir anlaşma üzerine Leghom’a gelmiş ve bir Fransız tüccarından Guarnerius yapımı kemanı ödünç almıştır. Burada verdiği konserden sonra kemanı sahibine iade etmek istemiş ancak gerçek bir müzik sever olan bu kişi, kemanı Paganini’ye armağan etmiştir. Besteci sonraki yıllarda bir Stradivarius edinmesine rağmen, Guarnerius onun en değerli kemanı olarak kalmıştır.

Eylül 1801’de Paganini, Lucca’ya taşınmıştır. Orada Santa Croce Festivali’inde
verdiği konserde büyük alkış almış, ancak konser sırasında yaptığı şakalar nedeniyle
(kemanıyla hayvan sesleri ve başka tuhaf sesler çıkarması gibi) eleştiriler almıştır.
Hayat karşısındaki anarşist duruşu ve seyirciyi küçümsemesi, diğer bestecilerin
eserlerini çalarken esere sadık kalmaması bir bakıma kariyerini kötü yönde
etkilemiştir.

paganini and his father ile ilgili görsel sonucu

 

Gitar Çalışmaları

Paganini, 1801-1804 arasında Tuscany’de kariyeri, kim olduğu bilinmeyen aristokrat bir leydi tarafından himaye edilmiştir. Bu ilişki sırasında halk önünde çalmaya ara vermiş ve kendini bütünüyle gitar çalışmalarına adamıştır. Gitar ve keman için iki dizi düet bestelemiştir. Daha sonraları biyografisini yazan Julius Schottky’e anlattığı üzere gitar çalmaktan da çok hoşlanmış, gitar için 100’den fazla beste yapmıştır.

Artan Şöhret

1805’te yeniden halk önüne çıkmaya başlamış ve İtalya’nın hemen her
kentinde yankılar uyandıran başarılı konserler vermiştir. Cumhuriyet Orkestrası’nda
müzik direktörlüğüne getirilmiştir. Bu görevin yanı sıra her yere girebilmesini ve
etkinlik gösterebilmesini sağlamak için Muhafız Birliği’nin başına getirilmiştir. Ayrıca opera orkestrası şefliği görevi verilmiştir. Bütün bu görevler karşılığında aldığı maaş o kadar azdı ki, eski özgür yaşam tarzından çekilerek Napolyon’un kız kardeşi Elisa’nın yanında görev alması, aralarında bazı duygusal ilişkiler olması şeklinde yorumlanmıştır. Luccia ve Piombo’nun Prensesi, Napolyonun kız kardeşi Elisa Bacciochi’nin himayesinde olduğu ve Piombo Sarayı’nda bulunduğu dönemde soylu bir Leydi ile ilişkisi olmuş ve ilişkisinin gizli kalmasını isteyen Leydi ondan kendisi için bir eser yazmasını istemiştir. Paganini sadece iki tel için “Scene Amoureuse” adlı eserini yazmış ve Leydi eserin yorumlanmasından son derece duygulanmıştır.

1808’de Prensesten seyahat izni alınca, yedi yıl aradan sonra Leghom’a
gitmiştir. İlk konserinde kemanının tellerinden birinin kopması üzerine üç telli
kemanla çalmayı sürdürünce çılgınca alkışlanmıştır. Bu olaydan sonra, keman tellerinin sık sık kopmasının kendi ustalığını göstereceğini düşünerek kasıtlı biçimde yıpranmış tel kullanmıştır. Paganini, Lucca’da kendisini evinde hissetmiş ve bu önemli müzik geleneğiyle de bilinen kentte on yıl geçirmiştir.

Paganini 1810 yılında bağımsız bir müzisyen olmaya karar vermiştir. Saray
görevlerini bıraktıktan sonra Romagna ve Lombardy’nin eyaletlerinde yoğun bir
konser turnesine başlamıştır. Milano zaferlerinden sonra Paganini 1814’de yerel opera salonu S. Agostino’da konser vermek için Cenova’ya dönmüştür.

İlk Sağlık Problemleri ve Konserlerin Devamı

1823’te ciddi bir kriz sonucu ölümle burun buruna gelmiştir. Kuzey İtalya’ya
dönüşü, sağlığının bozulmasına neden olan bir döneminin başlangıcı olmuştur. Tıbbi
tetkikler zührevi hastalığa yakalandığını göstermiştir. İyileşmek umuduyla, birlikte
keman ve gitar düetleri çaldıkları emekli general ve amatör müzisyen Domenico
Pino’nun misafiri olarak bir süre geçirmiştir. Paganini Como Gölü’ndeki generalin
villasında, eşi olacak ve onu tüm yoğun seyahatlerinde yalnız bırakmayacak genç
balerin Antonia Bianchi‘yle tanışır. Sağlığı düzelmeye başlar başlamaz seyirci
karşısına çıkmaya devam etmiştir. Doğduğu kentte, La Scala’da, Venedik’te ve Bianchi ile 1824 yılının sonbaharına kadar birlikte yaşadıkları Trieste’de konserler vermiştir.

Paganini, orta ve kuzey İtalya’ya yaptığı ikinci turnesine 1825 yılının Ocak
ayında başlamıştır. Ününün iyice arttığı Roma, Napoli ve Palermo’yu bir kez daha
ziyaret etmiştir. Roma’da “Altın Mahmuz Şövalyesi” ünvanını almaya hak kazanmış,
ayrıca Cecilya Akademisi’nin onursal üyeliği verilmiştir. Eşi Antonia Bianchi, o yılın
23 Temmuzunda Paganini’nin tek çocuğu olan Achille Ciro Alessandro‘yu dünyaya getirmiştir. Sonraki yıl Paganini Napoli’deyken İkinci Keman Konçertosu’nu (op. 7) tamamlamıştır. Eser hızlı bir başarıya ulaşmıştır. Paganini Kuzey İtalya’ya geri dönmeden önce Üçüncü Konçerto’sunun taslağını hazırlamış, 1828 yılında da tamamlayarak orkestrasyonunu yapmıştır.

1828 yılında Paganini Viyana’ya gitmiştir. Viyana’da dört değişik salonda 15
konser vermiştir. Schubert (1797-1828 Avusturyalı besteci) bu konserlerden birini
izlemiş ve “bir meleğin şarkı söylediğini duydum” dediği tespit edilmiştir.
Gazetelerde Paganini’ye övgüler yağmış, toplumun her kesiminde Paganini hayranları türemiştir. Bunlar şapkalarına, elbise, atkı ve çizmelerine “ a la Paganini” yazılarını yazmışlardır. Kral onu saray virtüözü ilan etmiş ve şehir halkı besteciye St. Salvator altın madalyasını vermiştir.

Kumar Düşkünlüğü ve “Şeytanın Oğlu” Söylentileri

Paganini, keman çalışıyla olduğu kadar kumara olan düşkünlüğüyle de tanınmıştır. Şöhrete kavuştuktan sonra son derece lüks bir hayat sürmeye başlamıştır. Çok fazla para kazanıp, kazandığı para kadar kumar oynamaya başlamıştır. Livorno’da vereceği bir konserden önce kumarda kemanını kaybettiği ve başka bir meslektaşından keman ödünç aldığı da söylenir. Ayrıca üstün virtüözitesinden dolayı halk arasında, “Bir insanın bir kemandan bu sesleri çıkarması mümkün değil” diyerek, “Bu adam ruhunu şeytana satmış, bu adam şeytanın oğlu.” gibi söylentiler yayılmıştır.  Hapse düştüğü ve eziyet olsun diye tek telli bir keman verildiği, keman çalan bir dilenciye yardım ettiği ve ona bir daha dilenmek zorunda kalmaması için çok para kazandırdığı, yine bir konserde kemanının üç telinin koptuğu, o konseri tek telle bitirmek zorunda kaldığı ve konserin sonunda kemanını parçaladığı söylentiler arasındadır.

paganini'nin kemanı ile ilgili görsel sonucu

Paganini’nin Guarneri kemanı

 

Son Yılları ve Vedası

İlerleyen senelerde, çeşitli ülkelerde konserler verdikten sonra Cenova’ya
dönme kararı vermiş, burada biraz dinlenmek, o zamana kadar sakladığı bestelerini
bastırıp yayınlamak, keman konçertolarını piyano için düzenlemek ve keman
sanatının sırlarını öğretmek amacıyla bir keman konservatuvarı açmayı istemiştir.
Bastıracağı kitap için istediği yüksek fiyat sebebiyle yayıncılarla anlaşamamış,
ardından kolera hastalığına yakalanınca bu planlarını ertelemek zorunda kalmıştır.
İyileşmek için Fransa’ya gitmiş, burada kendisini ikna etmeyi başaran birkaç kişiyle
anlaşarak, “Casino Paganini” adıyla bir kumarhane işletmeye başlamıştır. Ancak işler düşündüğü gibi iyi gitmeyince parasının büyük bir bölümünü kaybetmiş, ardından gelen ikinci darbe olan gırtlak kanseriyle birlikte sağlığı gittikçe kötüleşmeye başlamıştır. Hastalığının son dönemlerinde geçirdiği öksürük nöbetleri, sesini kaybetmesine neden olmuştur. Bir ara yeniden canlanır gibi olmuş, içinde ülkesine dönmek için büyük bir özlem duymuştur. Kışı geçirmek, sağlığına kavuşmak amacıyla Nice’e taşınmıştır. Nice onun geçici olarak yerleştiği son kent olmuştur. 1840 yılında, inzivaya çekildiği Nice’te yaşama veda etmiştir. Vasiyetinde, bütün mal varlığını oğluna bırakmıştır. Şeytan olduğuna dair rivayetler sebebiyle ve ölmeden önce günah çıkartmayı reddettiğinden dolayı, kilise onun kutsal topraklara gömülmesini reddetmiştir. Tabutu uzun bir süre Nice’teki bir hastanede kalmış, daha sonra Villa Franca’ya taşınmıştır. Ancak beş yıl kadar sonra Papa’dan alınan özel bir izinle Villa Gaiona’daki kilise mezarlığına gömülmüştür.

İlgili resim

Paganini’nin mezarı


Karnaval’da Arayın

ınstagram’da Karnaval